• Ana Sayfa
  • »
  • İPEK YOLU ÜZERİNDEKİ KURTKULAĞI KERVANSARAYI V E DE ÇALIŞMA ŞEKLİ

İPEK YOLU ÜZERİNDEKİ KURTKULAĞI KERVANSARAYI V E DE ÇALIŞMA ŞEKLİ


    Not: Koca kervansarayı elimde Alaettin’in lambası yok ki iki üç satıra sığdırayım. Ancak bu kadar kısaltabildim.

    Kervansarayları ve camileri daha yakından tanımak için bazı terimleri öğrenmek gerek aksi halde bir ören yerini gezer gibi gezer çıkarsınız. Daha detaylı bilgi edinmek isteyen CEYHAN 82 sitesinden Cami ve eklentileri ile ilgili yazıyı okuması gerekir. Zira her şey resimleriyle anlatıldı. Ceyhan’a 13 km bir mesafededir. Kervansarayın anahtarı karşısındaki bakkalda olabilir. Çok olsa iki saatinizi alır

                 

 

    İPEK YOLU ÜZERİNDEKİ

                            KURTKULAĞI KERVANSARAYI

                                                               VE DE ÇALIŞMA ŞEKLİ



              


                  

    Kervansarayların kuruluş amacı;

    İpek yolu üzerindeki bu kervansaraylar bir yandan, ticari faaliyetlerin sağlıklı bir şekilde devam etmesini sağlarken diğer yandan posta hizmetlerinin de aksamadan yürütülmesi düşüncesi yanında bir de Müslüman olan Anadolu ve Rumeli’deki Müslümanların hac görevini yerine getirmek için yolda konaklama ihtiyacını karşılamak için inşa edildiğini görüyoruz.

                                                   *****

    Bu binlerce kilometrelik yollarları aşabilmek kolay değildi. O günün şartlarında hacca gidip gelmek 8-9 ay sürmekteydi.

       İşte bunun için belirli mesafelerde bu yolcuların dinlenerek yollarına devam edebilmeleri için menziller(İstirahat mahalli ) vardı. Bu menziller arasındaki mesafelerin hesabı şöyle yapılmış. O devirde seyahatler genellikle deveyle yapılıyordu. Bir devenin bu mesafeyi aşabilmesi için günlük olarak 9 saat yolculuk yapması gerekir. Zira bundan fazla zorlanırsa devenin yolun sonuna varması mümkün olmaz.

       Devenin saatteki hızı 4,5- 5 kilometredir. Ve de 9 saat yolculuk yapabildiğine a göre, demek ki bu menziller arasındaki mesafede 40-50 kilometre arasında idi. Tabii bu mesafenin tayininde arazinin konumu da önemli bir etkendi.     

                                                   *****

Kurtkulağı köyü kervansarayının inşaat tarihi ile ilgili bir kitabe ve belgenin yeri belli olmasına rağmen kitabenin yerinde olmayışı çeşitli yorumların yapılmasına neden olmuştur.

Birçok yazar işin kolaycılığına kaçıp Adana müzesindedir diyerek olayı geçiştirmiştir. Emin olmak için bizzat müze müdürlüğüne dilekçeyle müracaat ettik. Müze müdürlüğünden alınan cevap böyle bir kayıt yoktur oldu.

Rahmetli Bekir Yıldız amca kervansarayın kitabesinin taç kapının iç tarafında olduğunu söylüyordu. Fransız işgali sırasında sökülüp götürüldüğü sanılıyor.

Kim olduğunu bilmiyorum. Ama bizim köyde Fransızca bilen bir adam varmış onun tercümanlığından dolayı köyün bir tavuğuna bile dokunmamışlar. Ama tarihi hazine sayılabilecek kervansarayın kitabesini söküp götürmüşler. Tercümanlık yapan o rahmetlide Fransızlara çetelerin vurup kaçtıkları yerin tam aksini söylermiş

                                                   *****

Gelelim Kervansarayımıza;

Genel kanaate göre Belen ilçesinden geçip de top boğazı mevkiinden Antakya istikametine giderken sağ tarafta Bakras denen yerde inşa edilen, Bakras menzil hanı ve külliyesi ile aynı tarihlerde, yani Moralı enişte Hasan paşanın sadrazamlığı zamanında inşa edilmiştir.

III Ahmet’in sadrazamı olan Moralı (Enişte) damat Hasan paşanın sadrazamlık döneminde (17 Kasım 1703—28 Eylül 1704 ) tarihleri arasında kalan dönemdir

Moralı damat Hasan paşa(Enişte lakaplı) : 16 Kasım 1688 tarihinde Mısıra vali olarak gönderildikten kısa bir süre sonra IV Mehmet’in kızı Hatice sultanla evlendirildi.17 Kasım 1703 tarihinde sadrazamlıktan azledilen Kavanoz Ahmet paşanın yerine sadrazam oldu.28 Eylül 1704 tarihinde sadrazamlıktan azledilerek yerine Kandiye muhafızı Kalaylıkoz Ahmet paşa getirildi.

Moralı damat Hasan paşada Mayıs 1713 de altmış yaşlarında taundan (Vebadan ) öldü. 

                                          *****            

Kurtkulağı kervansarayı: Kesin inşa tarihi belli olmamakla beraber Adana şeri mahkeme sicilleri l05 no’lu defterde l704 tarihinde, lll Ahmet tarafından verilmiş bir fermanda kurtkulağı menziline bir kervansaray inşa edilmesi yazılıdır Hüseyin paşa tarafından mimar Mehmet ağaya inşa ettirilmiştir. Kaydı var.

1712 yılında da bu menzil hanına kale görünümü vermek üzere kervansarayın etrafı surla çevrilmiş.

Babam rahmetlinin anlattığına göre dün denilecek bir tarihe kadar bu surlar mevcut olduğu halde şimdi sadece kervansaray kalmış. Surlar varken köyün ortasındaki çeşmenin suyunun sur dışına çıktığı bir menfez varmış. Köyün gençleri akşamdan anlaşırlar ve de ellerinde bir çuvalla surun dışındaki o deliğe çuvalı tutarlarmış. Diğer gençler sur içindeki alanda gürültü yaparak o delikten içeri giren çakalları kovalarlarmış. Zavallı hayvan canını kurtarmak için o delikten kaçmaya çalışırken kendini çuvalın içinde bulurmuş.

                                          *****

    Kervansaraylar üç tip olarak inşa ediliyordu.

    Kışlık denilen kapalı Kervansaraylar: Kurtkulağı kervansarayı kapalı tipti

    Yazlık denilen avlulu Kervansaraylar: Belendeki Yarı kapalı idi. Kapalı alan duruyor. Avlu kısmına devletimizin tarihine aşırı sevgisinden dolayı yerine maliye müdürlüğü için bina yapılmış. Hoşunuza gitti mi?

    Birde bu iki tipin karması olarak inşa edilen kervansaraylar vardı.

    Binek ve yük hayvanları için yarı kapalı bölümü de vardı.

    Bu menzil(bir yolculukta, belli bir yol alıştan sonra dinlenmek için durulan, daha önce belirlenmiş olan yer. Ve de yolculukta iki konak arasındaki uzaklığa da denir.) hanları kervanları ağırladığı gibi posta hizmeti veren tatar ağalarına da hizmet verirlerdi. Yorgun argın menzil hanına gelen tatar ağasının at değiştirmesi için beş altı tane at hazır bekletildiği gibi yol durumuna göre yedek atlarda beslenirdi bu menzil hanlarında. Tatar ağası dinlendikten sonra bu atlardan biriyle yoluna devam ederdi.

    Bu kervansaraylarda tüm kervanların ihtiyacını görecek olan meslek sahiplerini de barındırırdı. Semerci, urgancı, nalbant, demirci atölyeleri, mutfak, hamam, tıbbi yardım, çayhane veya kahvehane, yatak bölümü, Yola çıkacaklara hizmet veren tabip, berber, araba tamircisi gibi elemanlar vardı. Hatta bazılarında Mescit ve de kütüphane bile vardı.

    Bizim bu kervansarayda hamam hariç her şey tespit edilebildiği halde hamam yeri bulunmamaktadır. Bana göre zamanla yıkılıp ortadan kaldırılmış olabilir.

      Kervansarayın personel kadrosu şöyleydi;

    Çalışanların başında bir nazır (Bir işin idaresine memur reis.),

    kontrolleri yapan bir müsrif (yani bir mütevelli(bir vakfın ya da benzeri bir şeyin yönetimi kendisine verilmiş olan kimse. (handa olması gerekmiyor),

    Bir hancı (Hanın sahibi,)

    Bir muzif (sorumlu müdür),

    Emir havayıcı (gerekli erzak ve malzemeyi sağlayan),

    Aşhanede bir aşçı,

    Bir baytar  ve atlı bir hizmet adamı,

    Mescit için bir imam ve müezzin olarak kaydedilmiştir.

       Bu menzil hanlarına kim gelirse gelsin dinine ırkına sosyal durumuna bakılmaksızın bila ücret(ücret alınmaksızın) ona üç gün hizmet verilirdi. Hastaysa tedavi edilir Parası olmayana para bile verilerek uğurlanırdı.  

    Gece içeri almak var fakat dışarı çıkmak yoktu menzil hanlarında.

       Muhtelif istikametten gelen kervanlar bir araya gelince onlar için kervansaraylar bir pazaryeri görevini de yapıyordu

         Kervansaraylarda akşam olunca kapılar kapatılır. Kandiller yakılırdı. Kimse dışarı çıkarılmazken dışardan gelenler içeri alınırdı. Şafakta davullar çalınarak herkes uyandırılır.

    Hancı;

“Ey ümmet-i Muhammed! Malınız, canınız, elbiseleriniz ve atınız tamam mı!” diye sorarlarmış.

    Herkes;

’Tamamdır. Allahü Teâlâ hayır sahibine rahmet eylesin.’ diyerek kervansarayı vakf edene dua ederlerdi.

    Gerekli yol hazırlıklarını yaptıktan sonra kapılar açılırmış.

    Misafirlere;

’Gafil gitmeyin, herkesi arkadaş etmeyin, yürüyün, Allah asan (kolay) getire.’ diye dua ve nasihatte bulunduktan sonra kervanlar uğurlanırmış. Bu bölüm Nazan Şara şat Ana’dan alınmıştır.

                                                   *****

    Bazı terimlere gelince;

    Taç kapı: Büyük bir yapının ana girişinde yer alan, zengin biçimde süslenmiş anıtsal girişine denir. Taç kapı ’ya “Portal ”de denir.



             



                            

    Fil ayağı:(Paye)(Pil paye) : Büyük kubbeli yapılarda kubbe yarım kubbe ya da tonozları taşıyan kalın kâgir ayaklar, bunlar çokgen, kare ya da dikdörtgen planlı duvar örme yöntemiyle yapılmış düşey taşıyıcıdırlar.

 

                        

 

 

    Tonoz: Taş ya da tuğladan örülerek meydana gelen bir mimari tavan örtüsüdür. Koridorların, uzun ince mekânların üzerinin örtülmesinde kullanılan bir çatı biçimidir. Daha açıkçası salon oda koridor gibi herhangi bir mekânın üstünü örtmek amacıyla taş tuğla beton kalıpla oluşturulan kavisli tavan örtüsüdür. İçi boş bir silindirin üst yarısı, gibidir.

Tonoz ağırlığının basıncı, sadece aşağıya olmayıp yanlara doğru da olur. Tepesine yük binen tonoz açılmak ve genişlemek ister. Bunun için tonozun ağırlığını çeken duvarların dışa doğru itilmesinden dolayı yıkılmasını önlemek için duvarlara payanda verilir.

    Beşik tonoz:  Yarım silindir biçiminde olan tonoza denir

    Haç Tonoz: Dört ayrı kemerin iç içe geçmesiyle olur.

 

            

                                       

    Payanda: Taşıyıcı duvarların yüzeyine dıştan yapılan destektir. Kemer ve tonoz ağırlıkları sadece taşıyıcı Duvarlara basınç yapmaz Yanlara da basınç yapar Yani dışa doğru da iter Bunun için duvarların dışarıya doğru yıkılmasını önlemek için yapının dışına payanda denilen taşıyıcı destekler konur Biçimlerine göre beşik tonoz, aynalı tonoz, çapraz tonoz, kaburgalı Tonoz gibi isimler alır

                           

 

    Kemer: Bir yapıda iki duvar ya da iki sütun arasındaki açıklığın üstünü örtmek için konulan yay biçiminde art

Arda birbirine eklenen kemerlerden oluşur Bir tür köprüdür. Bunu yapmak için önce ahşaptan bir kalıp hazırlanır. Ve o kalıp esas alınarak yapılır.

                                                   *****

       Kervansaraya taç kapıdan girilir. Dışa çıkıntılı giriş eyvanı beşik tonozla örtülüdür.

    Kervansarayların boyutları, üzerine inşa edildikleri yolun, ticaret hacmine, dolayısıyla konaklayacak kervanların büyüklüğüne ve yaptıranların gücüne bağlı olarak değişmiştir

Kurtkulağı kervansarayın içine girerken sağ ve solda özel iki oda mevcut olup sonradan ilave edildikleri her haliyle belli oluyor. Önceleri mevcut olmayan bu odalar hariç tutulursa kervansaray 45.75x23.60 metre ebatlarındadır

Ana yapının pencereleriyle, bu sonradan ilave edilen odaların pencereleri birbirinin tamamen zıttı olduğu görülüyor.                                                              

Ana yapıdaki pencerelere Mazgal denir. Mazgal demek: iç tarafı geniş dışa bakan kısmı dar Penceredir. Şayet bu yapının içine girerseniz, bu tip pencerelerin aydınlatma yönünden yeterli olmadığından, bu devasa yapının içerisi tamamen aydınlık olmadığı gibi loş bir havası olduğunun hemen farkına varırsınız.  Ama kervansarayın dışında olan odaların pencereleri ise zamanımızdaki pencereler kadar geniş, odaların aydınlatılması bakımından da o kadar elverişli bir görünüm sergiliyor

    Ayrıca bu odalardan sağdakinde her hangi bir baskın sırasında kaçmak için bir tünel mevcut olup nereden çıktığı bilinmemektedir.

    İkinci bir tünelde kervansarayın tam güney batısında olup Restorasyonu yapan firma yetkilisi tarafından beton dökülmek suretiyle iptal edilmiştir.  Restorasyon çalışmaları sırasında orada işçi olarak çalışanlar bizzat gördüklerini beyan etmişlerdir.

 

                           

 

 


İzlenme Sayısı:381

DİĞER YAZILARI


  • PAYLAŞ